Çarşamba, Mart 28, 2018

DOĞU EKSPRESİ-5 TREN YOLCULUĞUMUZ

DOĞU EKSPRESİ-5 TREN YOLCULUĞUMUZ
Kompartımanımızı bulduktan sonra içeriye girer girmez mutlululuktan ağzımız kulaklarımıza varıyordu “evvveeet oldu, başardık! buraya kadar -araçtan araca aktarma yaparak- gelebildik, işte trenin içindeyiz, yüklerimizi atalım hafifleyelim, oleyyy!”. Önce hemen sırt çantalarımız ve çekçek bavulumuzu yerleştirip montlarımızı rafa kaldırdık, ağır yüklerden kurtulduk. Ardından kompartımanımızı bir günlük evimize dönüştürdük camlarımızı süsleyip masamızın da düzenini kurduktan sonra yorgunluk çayı artık hazırlanabilirdi.  İşte o sırada da trenimiz hareket etmeye başlamıştı. Eğer daha önce trene hiç binmediyseniz trenin sesine ve sallantısına alışmanız biraz zaman alabilir ama keyif alacağınıza eminim. Daha önce kısa veya uzun tren yolculuğuna alışkınsanız trenin hareket etmesi sizi zorlamayacaktır. Hatta benim gibi trene çocukken binip daha sonra binmediyseniz ray sesleri, makas atlama sarsıntısı, sağa sola sallanmalar sizi tren yolculuğunun yanı sıra bir de anılar yolculuğuna çıkaracaktır. Kızımın bugün bu yolculuğa çıktığımız yaşındayken ben de, İstanbul’da yaşayan anneannem ve dedemi ziyaret edişimizde mutlaka Sirkeci-Halkalı arasındaki trene binerdim/k. Bursa’da tren olmadığı için İstanbul’a vapur ile gitmek ve İstanbul’da trene binmek aile büyüklerini görmek kadar heyecan veriyordu, hatta bazen onların sırasını bile geçiyordu, çocukluk işte:) O trenler -ki bugünün metroları gibi- kısa mesafe olduğu için yataklı değillerdi. Karşılıklı iki kişilik deri koltuklardan oluşuyorlar. Gözümün önüne hemen bir anım geliyor bile. Annem, kardeşim ve ben trene binmiştik. Elimizde de pastaneden aldığımız mini kurabiyeler vardı. Ve onlardan biri tren sallanırken kardeşimle benim elimizden kayıp yere düşmüştü. Yerde kirleneceği ve yiyemeyeceğimiz için nasıl hüzünlü baktıysak artık, karşı koltukta yolculuk yapan bir amca, bir şey olmaz üfleyin tozu gitsin demişti. Öyle gülmeyin hemen böyle de anı mı olurmuş diye. Eskiden bugün gibi her köşe başında bir pastane yoktu, her tatlı tuzlu bir kurabiye kolay bulunmuyordu ve düşünsenize çocuk gözünden elinden kayıp giden bir lokmanın önemini. Anılar kalplerde işte böyle duygularla yer ediyor. Bu Doğu Ekspresi de beni hemen çocukluğuma götürüvermişti. Ve ne mutlu ki bize kızım da bu yaşlarda eğlenceli bir tren yolculuğunu kalbine ve zihnine yazıyordu.
Doğu Ekspresi serüvenimizden önce gidip gelenlerin anlattıklarından, paylaştıkları fotoğraflardan, televizyondaki haberlerden tren yolculuğunun cam süsleme dışında bazı klasiklere ev sahipliğini yaptığını öğrendik. BunIlardan biri kompartıman dansıydı. Bir diğeri kalın çorap dansı yani patik sallamaydı. Bir diğeri özene bezene hazırlanan sabah kahvaltısıydı. Bir başkası vagon boyunca kompartımanlardan herkesin çıkıp ortak fotoğraf çekimi yaptırmasıydı. Bir başkası yemekli vagona uğramaktı. Bir ötekisi Erzurum Garı’nda cağ kebabı siparişini almaktı. Yaptık, yaptık! Hepsini yaptık! İçimizde kalırdı, yaptık. Zaten biz buna hazırlanmamış mıydık?

Ankara’dan Kars’a, Kars’tan Ankara  kışı, baharı, yazı ayrı bir görselliğe sahip coğrafyadan fotoğraflar da şimdi sizlerle…