Pazar, Ağustos 12, 2018

HAMAK FESTİVALİ 2018

HAMAK FESTİVALİ 2018
Geçen yaz ilki düzenlenen hamak festivali sonrası festivalin daha da renklenerek devamının gelmesini dilemiştik ve dileğimizin bu sene gerçekleştiğini yapılan duyurularla gördük (Bir önceki hamak festivali yazısını okumak için: TIKLAYINIZ).
Hayatımda bazı rutinleri oluşturmak hoşuma gidiyor. Anılarım arasında yolculuk yaparken tren vagonları misali peşi sıra gelen hatıralar öncesi, daha öncesi, daha da öncesi şeklinde gözümün önünden geçerken veya fotoğraflarına bakıp notlarımı okurken büyük keyif veriyor. Bir dönem –bu kadar kalabalıklaşmamış iken- rutinim Gölyazı ve Tirilye idi. Halen oraları çok severim lakin hafta sonu kalabalıklığından dolayı artık iki kez düşünerek program yapıyorum. Bu durumda bilinçaltım, konforumu ön plana alarak rutinim Leylek Şenliği’nin yerini de belki Hamak Festivali ile yer değiştirmiş olabilir. Öyle olduysa da bilinçaltıma bu değişiklik için teşekkür ederim. (Önceki Gölyazı, Tirilye ve Leylek Şenliği yazılarının bağlantılarına bu yazının sonunda ulaşabilirsiniz.)
Bu sene geçen seneye göre daha hazırlıklı, daha kapsamlı daha dolu dolu bir line-up’a sahip bir hamak festivali bizi karşıladı. Organizatör ve koordinatörlere bir katılımcı olarak teşekkür ederim. Gözümün geçen seneden aradığı ise derneklerin kermes tarzı açtıkları el yapımı yiyecek stantlarıydı. Tabii bunlarda damak tadı, herkese hitap etmiyor olabilir. Sadece hatırladığım çok lezzetli Arnavut böreği satışıydı. Standlar geçen seneye göre daha yan yana hizalıydı. Böylelikle standları gezmek çok daha kolay oldu. Ama seneye aralarını biraz açsalar iyi olur zira fazla iç içe oldukları için ve tüm ziyaretçiler merak dolu olduklarından aynı anda teşhir ürünlerini inceleme hevesi bir anda stand başında yoğunlaşmaya sebep oluyordu. Bir de sanki geçen sene müzik dağıtım ses sistemi daha mı farklıydı? Sanki hamaklarımızda sallanırken dinlendirici uyku müzikleri kulaklarımıza geliyordu diye hatırlıyorum. Yazımın bu kısmının ilgililerce dikkate alınacağını biliyorum.
Festival, bu sene 11 ve 12 Ağustos cumartesi-pazar günleri Balat Atatürk Kent Ormanı’nda gerçekleştirildi. Biz miskinlik için Pazar gününü seçerek, çantamızdaki bir termos dolusu sımsıcacık çayımız, pufuduk bazlama ekmeğine hazırlanmış tostumuz, yazın vazgeçilmezi mis kokulu domates-salatalık söğüş salatamız, termos muglarımız, mataralarımız ve arabanın bagajında daimi eşya statüsüne ermiş kamp sandalyelerimiz&masamız&hamaklarımız ile uyandığımız gibi erkenden hatta festival başlama saatünden önce festival alanına doğru yola koyulduk. Orman içine girip iki hamağın birbirini görebileceği, iplerinin yetebileceği, güneş tepeye çıktıkça gölgeliğin halen korunabileceği ağaçları bularak hemen hamaklarımızı kurduk. Yahu bazen kaçtır kurduğunuz hamağınızı kuramayabiliyorsunuz, düğümünüzü yanlış atmış olabiliyorsunuz. Biz de nasibimizi aldık, aynı hamak üç kere yanlış bağlanır mı? :)))) Popo üstü toprağa inince anlıyorsunuz :))) Neyse ki festival programında düğüm atma ve hamak kurma teknikleri atölyesi programı vardı da; acemiler veya telaşlıgiller için kurtarıcı bir açık hava workshop idi.
Sokak oyunları, çocuk oyunları, çocuk etkinlikleri yine program içindeydi. Hamakseverlerin çocukları hemen kaynaşıp oyunkurucuların yönlendirmesiyle gayet güvenli bir ortamda rahat rahat oyun oynadılar. Koştular, yoruldular, terlediler, yere düştüler, kirlendiler. Düşenlerden kimilerinin dizlerinde yaralar oluştu, umursamadan kalkıp oyuna devam ettiler. Kimileri oyunda yandılar, oyun dışına çıktılar, gözleri doldu ama oyuna katılmak için sıra beklediler. Kimine okulöncesi etkinlikler çok eğlenceli geldi, aktivitesi biten ya bir sonraki aktiviteye geçmek için sabırsızlandı ya da o kadar çok beğendi ki sandalyesinden inip paylaşmak istemedi. Hır-gür olmayan ve güvenli bir oyun alanı ana-babaları rahat ettirdi. Kent ormanı içindeki ahşap oyun parkı da her park gibi dopdoluydu. Suni oyun alanları olarak ücretli şişme oyun alanları da –biri kaydırak biri zıp zıp- benim tercihim olmadığından bana cazip gelmedi, hatta misyonu nüans farkına sahip böyle bir festivalde hiç olmamalarını tercih ederim.
Festivalin cumartesi gecesinde ateş gösteri (poi) ve ışık gösterisi, pazar gecesin de ise Sunay Akın söyleşisi ile her iki gün gün boyu müzik yayını ile pazar akşamüstü saatlerinde akustik konser vardı. Sabah yogası, düğüm teknikleri eğitimi, ebru atölyesi, toprak saksı boyama atölyesi, bez bebek/yastık boyama atölyesi, keçe kuzu yapım atölyesi, seramik kil hamurundan etkinlikler gibi birçok etkinlik program dâhilindeydi. Program harici olanlar ise sizin keyfinizin kahyasının arzu ettikleriydi; hamakta uyumak, hamakta sallanmak, kitap okumak, dergi okumak, kahve keyfi yapmak, orman içi koşu ve yürüyüş yapmak, çadır kurmak, arkadaş ortamınızla sohbet etmek… 
Telaşe içinde bir saate veya birkaç saate sığdırmaya çalışmayıp, kapıdan uğrar bakar kaçarım diye düşünmeyip, miskinliğin gerçek anlamda dibine vurup fark etmeden tüm gününüzü yayılmacı bir hoşlukla geçirmeyi düşüyorsanız; burası size göre!

Daha fazlası için:
#bursahamakfestivali


Metin içinde geçen yazılar:

Cumartesi, Ağustos 11, 2018

Türkiye Trial Şampiyonası BURSA TRIAL OFF ROAD

Türkiye Trial Şampiyonası
BURSA TRIAL OFF ROAD
Bazı ilgi alanları, hobiler, meraklar, heyecanlar genetiktir. Ailenizden miras alırsınız, aile ve arkadaş ortamında geliştirir ve büyütürsünüz. Ondan sonra o merak, artık sizin olur ve yola tutku olarak devam edersiniz. İşte benim bu outdoor merakım da genetik olarak babamdan geliyor. Bütün çocukluğum babamın maceracı ruhunun çizdiği yörüngede geçti. Küçükken babamdan, babaannemden, büyük teyzemden, anneannemden, büyük ninemden dinlediğim olağan hikâyeler dizisi vardı. O da; babamın sokağın başından sonuna kadar motorla nasıl hızla geçtiği, büyük ninemlerin evinin önünden geçerken o dönem çocuk olan ve İstanbul’dan ziyarete gelen annemin uykudayken babamın deli-kanlı motoru sürüşünün çıkardığı sesle uyanacağı telaşı, babamın daha gençlik yıllarında komşunun damına uçma kazası, babamın Uludağ geri vites araba yarışı, ailece izleyici olarak gittiğimiz Yeşil Bursa rallileri, bot offshore yarışları, babamın efsanevi siyah beyaz cool fotoğrafı, tatil programlarının otelden bağımsız serbest rota yapılması, sıcak-soğuk-rüzgâr-güneş-kar-uzak-yakın demeden bazen yayılmacı bazen ayaküstü yapılan piknikler, hep bir karavan hevesi… Genetik kod böyle olunca devamı arkadaşlarla hikingler, trekkingler, keşif gezileri, kamp ateşi, dağ-tepe-çayır-çimen ile geliyor. E kalbinizde benzer ilgi alanına sahip kişilere atıyor tabii. Eşim de doğa sporlarına, motor sporlarına, adrenalin sporlarına –benim hiç cesaret edeceğim dalış ve paraşüt aktivitelerine-, doğaya aşık maceraperest bir ruh. Ortak hayalimiz karavan. Belki bu hayal -çocukluğuma yetişmedi ama- yetişkinliğime yetişir. Belki de genetik mirasımız kızımıza geçer ve onun bir karavanı olur. Zira armut dibine düşer misali kızçe doğanın, doğa sporlarının, alternatif sporların, eğitimde bile alternatif modelin, içinde doğdu ve içinde büyüyor.
Uzun bir girizgâhtan sonra, birçok arkadaşımızın sevdalısı olduğu/üyesi olduğu/yönetiminde olduğu/başkanı olduğu BASK (Bursa Alternatif Sporlar Kulübü) tarafından Nilüfer Belediyesi katkılarıyla düzenlenen 2018 Türkiye Trial Şampiyonası’nın üçüncü ayağı olan Bursa yarışlarındaydık. 11 ve 12 Ağustos cumartesi ve pazar günlerinde düzenlenen yarışa biz cumartesi günü izleyici olarak katıldık. Artık aracın bagajındaki kamp sandalye&masamız ve kamp çantamızı biliyorsunuz, ilavemiz yerine göre şapka ve taze yiyecek&içecekler oluyor. 
Cumartesi günü Gölyazı’da açılışı yapılan yarışın gösterişli 4x4 araçları, açılıştan sonra konvoy halinde Fadıllı’ya geldiler. Offroad alanı olarak iki alan düzenlenmişti; biri Fadıllı merkezinden içe girişte daha ileride kamp, stand, deneme sürüşleri ve konser alanı bölgesi ile parkurların oluşturulduğu, yarışların start aldığı ve izlendiği dağa doğru yukarı çıkarak ulaşılan Fadıllı Yamaç Paraşüt Alanı Atlama Tesisleri bölgesi.
Bu ekstrem sporlar izlenirken de yapılırken de büyük efor istiyor. Asfalt dışı engebeli arazide belirlenen güzergâhlarda ilerlerken sadece rakiplerinize meydan okumuyorsunuz aynı zamanda da kendinize meydan okuyorsunuz. Belki de en büyük adrenalin bu hissin altında yatıyor, kişinin kendi sınırlarını zorlamasında. Değişen zemin şartları ile koordineli bir direksiyon hâkimiyeti bireysel veya co-pilotlu yarışlarda etabı tamamlama durumunu belirliyor. Pilotlar araç içi mücadelesini verirken biz izleyiciler de yakın bir heyecanla tozun toprağın birbirine karıştığı mücadeleyi izliyoruz. İzlerken de sanki elimizle tutuversek çamura veya zemine batan uzaktan oyuncak jipi andıran arazi aracını kurtaracakmışız gibi hissediyoruz. Bezen de co-pilottan daha daha öte yönlendiriyoruz coşkulu seslerimizle pilotları.
Bu yarışlarda da aynı hisler içindeydik. Belirlenen yol dışı arazi (off road) güzergâhını belirlenen süre içinde (trial) veya öncesinden bitirenler etabı kazanıyordu. Start tagının yer aldığı tepeden başlayan yarışlar, inişli çıkışlı kapıların işaretlendiği yol boyunca iki araçtan oluşan ekipler halinde yapıldı. Bazen ekibin ön aracı tepenin yukarısına çıkarken diğeri çıkamadı, halatla yardımlaştılar bazen de her ikisi birden çıktı. Bazen biri patinaj çekerek toprağa saplandı bazen de araç arızalanarak yarıştan çekildiler. Her durumda yardımlaşma ve centilmenlik devam etti. Biz de araçların mücadelesinin her anına şahit olabilmek için kapılarda oluşturulmuş tüm izleyici noktalarını ziyaret ettik. Drone çekimlerin yapıldığı yarışlarda muhtemel sağlık problemlerine karşı ambulanslar hazır bekliyordu. Yeme içme standlarının alt bölgede kalmasından dolayı yarış bölgesi olan üst bölgede sadece seyyar su satıcıları vardı.

Buuuuvvvvfff buuuvvvvvfff buuuuuvvvvffff motor sesleri ve uçuşan tozlar eşliğinde bir genetik miras daha bıraktık! BASK ailesine ve tüm koordinatörlere bu keyifli hafta sonu için teşekkür ederiz. Şimdiii, sırada ne var? :)


Not: Motor sporlarını her zaman en güvenli bölgeden izlemeyi sakın unutmayın.

Daha fazlası için:

Benzer yazılar:
Mahallearası Formula 1
GUNDOGDU - ATV SAFARI
İZNİK - Trip Vol.2
BURSA ENDURO BAHAR SENLIGI'12
BURSA ENDURO BAHAR SENLIGI'18