Cumartesi, Ağustos 26, 2017

FİNCAPLI (SİNCAPLI) KAMP

FİNCAPLI (SİNCAPLI) KAMP
Kampın adı böyle ne kadar sevimli değil mi? Fincaplı Kamp :) Biz fincap diyoruz ama arzu ederseniz siz sincap diyebilirsiniz tabi :)) Bazı kelimelerin fonetiği ebeveyn kulağına küçük çocukların dil gelişimlerini tamamlayıncaya kadar yarım telaffuz ettikleri halleriyle bir başka güzel geliyor. Adeta yetişkin dünyasından renkli çocuk dünyasına açılan minik kapılar görevini görüyor, dünyayı sevimleştiriyor. Her kampımız bizim için özel bir kamp ama bu kamp adından dolayı daha bir özel, aramızda gizli bir iletişim, söz birliği gibi: Fincaplı Kamp.
Çeşitli kamp&karavan alanlarının bize hitap edip edemeyeceğini tartarten elimizin altındaki bütün enstrümanları kullanmayı tercih ediyoruz. Bunun için gidenlerin yüzyüze sohbetteki tecrübeleri kadar tanıtım web sayfaları, kampçılık grupları, ios ve android tabanlı aplikasyonlar ve gezginlerin sosyal medya hesapları da oldukça yol gösterici oluyor. Fincaplı Kamp’a da yine temel bir dizi seçme-eleme kriteriyle (aile kampı, temizlik, ulaşım gibi) ulaştık. Ancak bu sefer farklı öncelik sırası yaşadık: Fincaplar :) Kamp alanında neredeyse evcilleşmiş gibi sincapların dolaştığını görünce mutlaka gitmeliyiz dedik. Gidince de gördük, evet sincaplar her yerdiydiler, ellerimizle besledik :) Hatta bir tek sincaplar değil, birçok köpek de kampsever sahibi ile kamp yapıyordu. Minik tüylü arkadaşlarımızı da bol bol severek kampın tadını çıkardık.

Fincaplı Kamp’ın kampın gerçek adı HIPO KAMP (Eski adıyla Denizatı Kamp). İzmir’in mavi bayraklı koylarından biri olan Gümüldür sahiline açılan kamp oldukça geniş bir alanda hizmet veriyor. Bu alanda birbiri ile dirsek teması halince üç işletme içiçe bulunuyor: Denizatı Tatil Köyü , Monkey Park ve Hipo Kamp.  Girişte sizi yıllanmış palmiye ve çam ağaçları karşılıyor. Sağ tarafta resepsiyona uğrayarak kamp kaydınızı yaptırıyorsunuz. Kamp müdürü (Levent Bey) size kampçılık türünüze göre (çadır veya karavan, kısa süreli veya sezonluk gibi) en uygun yerleri gösteriyor. Güneş altında kalmamayı hesap ederek, çadır ve karavan önlerinde oluşturulan görünmez patikaları engellemeyecek, komşunuzun hareket alanını kısıtlamayacak, anten ve elektrik bağlantılarını zorlamayacak yerlere yerleşebilirsiniz. Kampın bu kadar geniş bir alana yayılması ve buna bağlı kalabalık katılımcı profiline sahip olması nedeniyle mümkün olan en iyi düzeyde idare edildiğini söyleyebiliriz. Bazı kurallar bazı kampçıları sıkıyor deniyor, haklı olabilirler. Hatta kurallara daha da sıkı uyum sağlanmasına dikkat edilirse iddialı bir kamp olarak anılabilir. Zira bu haliyle bile günübirlikçi, geçerken uğradımcı ya da kontrolsüz maceraperestlerin uzak durduğu ve kendine müdavimler edinmiş bir kamp olarak anılıyor. Biz bile bir kamp alanından o kadar memnun kaldık ki, bir sonraki sezon için yeni yer keşfetme duygusu ile konfor duygusu arasında hâlâ seçim yapamıyoruz.
Kamp alanında elektrik, aydınlatma, anten bağlantısı, mini bakkal (her sabah taze ekmek, boyoz (poğaça), gevrek (simit) geliyor. Pratik yiyecekler –süt, yumurta, yoğurt, makarna gibi- ve içecekler bulunuyor), giyinme-soyunma kabinleri, sahilden çıkınca kullanmaya hazır hızlı duşlar, güneş panelli ısıtmaya sahip banyolar, tuvaletler (banyo ve tuvaletler sabah ve akşam temizlik görevlilerince sürekli temizleniyor. Her lavaboda köpük sabun bulunuyor. Tuvalet kâğıdı veya kâğıt havlunuzu yanınızda taşıyorsunuz. Tabi ortam temizliğini devam ettirmek size kalıyor. Yani nasıl olsa temizleniyor diye başkalarının da hakkı olan mekânları kirletmek artık kişinin kendisiyle ilgili bir durum. Evinizde öyle değilsiniz değil mi?), bulaşık yıkama tezgâhı, çamaşır yıkama tezgâhı, ada tezgâhlı mutfak (otomatik aydınlatmalı mutfakta birçok ocak ve ayrıca fırın da var)  bulunuyor. Kamp alanı oldukça merkezi bir bölgede kalıyor, mahrum bölge sıkıntısı hiç yok. Kamp ana girişindeki anayoldan sağ veya sol güzergâhtan (hatta yürüyerek veya bisikletle bile) birçok markete, simit fırınına, pasta fırınına, pastaneye, pideciye ulaşabiliyorsunuz. Hatta gitmeden ayağınıza gelenler de var :) kamp alanına sabah erken saatlerde seyyar simitçi geldiği gibi sahile de gün içinde süt mısırcı, helvacı, midye dolmacı vb geliyor. İçme suyu ihtiyacınız da her akşamüstü kamp alanına gelen damacana su satan araç ile sağlanıyor. Yiyeceklerinizi saklamak için ortak alanlarda konumlandırılan buzdolapları var. Biz bu konuda bu kadar büyük bir kamp alanında dolapiçi eşyalarımızın yer değiştirilmesinden hoşlanmayacağımız için kendimize ikinci el buzdolabı satın aldık ve kamp dönüşü yine sattık.
Kampın sahile açılan kapısında sizi deniz kenarına henüz gelmeden kum üzerinde beton masalar ve beton banklar karşılıyor. Burası akşam saati binbir renk cümbüşü oluyor. Kimi masada eğlenen gençler, kimi masada gitar çalan romantikler, kimi masada bir araya gelen çocuklar, kimi masada aileler… Her biri bambaşka… Ağaçlık alanda yangın riskine karşı masaların olduğu bu alanda kömürlü mangalınızı yakmanıza izin veriliyor. Biraz daha ileride şezlonglar ve güneşlikler bulunuyor, sayısı kısıtlı, elbette kişi sayı fazla olduğu için artık kimin kısmetineyse.

Kamp alanının mahrum bölgede kalmadığını ana girişten birçok yere ulaşılabildiğini söylemiştim. Aynı şekilde sahilden yürüyerek de merkezi park alanına ulaşabilirsiniz. Park alanında yürüyüş yapabileceğiniz, bisiklete binebileceğiniz, ginger kullanabileceğiniz bir güzergah mevcut. Çocukların eğlenceli vakit geçirmelerini sağlamak için trambolin, jetonlu oyuncaklar ve langırt gibi oyun aletlerinin olduğu bir alan ve hem çim alanda minderli hem de bahçe mobilyalı bir kafe de var. Kamp alanından gece el veya kafa feneri ile Gençlik Parkına gidebileceğiniz gibi gündüz de bu koyda denize girmeyi tercih edebilirsiniz.
Fincaplı Kamp (Hipo Kamp), gelmeden edindiğimiz bilgilere göre kendine müdavimler yaratan, yıllar yılı karavanlarıyla veya sezonluk çadırlarıyla aynı yeri kullanan, birçok seveni olan bir kamp alanıymış; ki bizim bir haftalık kampçılık maceramız onların yanında çok kısa olsa da biz de aynı fikirdeyiz. Müdavimler bulundukları yeri o kadar sevip benimsemişler ki her biri (ister karavan olsun ister çadır olsun) çevre düzenlemesi yapmış. Kimi atıl cam şişelerden denizci konsepti yapmış, kimi beyaz hamağını dekoratif asıp fotoğraflarını mandallamış, kimi kumlardan kolayca temizlenmek için çim halı kullanarak mini bahçe yapmış, kimi rengârenk gece lambaları ile girişini süslemiş… O kadar güzel uygulamalar vardı ki; yer sahiplerinin ruhlarını içimizde hissettik. Ve çok şanslıydık, komşumuz 25 senelik tecrübeli bir kamp müdavimi olan Şayeste Teyzeydi. Her kamp maceramızın klasiği, çadırımızı afallayıp bir süre kuramama ve en sonunda bitap düşüp kurmayı bırakmayı yine yaşadık. İşte tam da bu noktada bunu fark eden Şayeşte Teyzenin muhteşem komşuluğu başladı. Sıcaktan bunalan bizlere önce soğuk su ardından tazecik demlenmiş sıcak çay ikramı bizi mutlu etti. En minnet duyduğumuz ikramı ise yolculuktan yorulan, uykusu gelen ama her şeye el atmaya çalışan, bazen de bizim uyarılarımıza maruz kalıp canı sıkılan minik Bade ile ilgilenmesiydi. Naif ses tonu, düzgün Türkçesi ve maşallah hiç eksilemeyen güleryüzü ile Şayeste Teyze, kampta hafta içi yalnız kalırken hafta sonu ona İzmir şehir içinden gelen çocukları ve torunları eşlik ediyormuş. Seneye yine burada olursak umarım Şayeste Teyze ile yine beraber oluruz.

Doğa bizi bekle, yeni deneyimler için yeni kamp maceralarına hazırlanıyoruz!
Diğer yazıları okumayı unutmayın:
Monkey Park’ta Macera Parkuru
Fincaplı Kampta Közlenmiş Domates İçinde Menemen
Şirince
Nesin Felsefe ve Matematik Köyü
Efes Antik Kenti
Yedi Uyurlar Mağarası
Meryem Ana Evi
Teos Antik Kenti

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder